Çeçen-Online'da şu an 16 kişi var..

 

  HABERLER
Arşiv
Aralık 2009
Aralık 2008
Aralık 2007
Kasım 2008
Kasım 2007
Ekim 2009
Ekim 2008
Ekim 2007
Eylül 2009
Eylül 2008
Eylül 2007
Ağustos 2009
Ağustos 2008
Ağustos 2007
Temmuz 2009
Temmuz 2008
Temmuz 2007
Haziran 2009
Haziran 2008
Haziran 2007
Mayıs 2009
Mayıs 2007
Nisan 2010
Nisan 2009
Nisan 2007
Mart 2010
Mart 2009
Şubat 2010
Şubat 2009
Şubat 2008
Ocak 2010
Ocak 2009
Ocak 2008
Rasgele Yazı
İşgalcilere üst üste darbeler vuruluyor
Bilgili Bölümü
En çok okunan yazılar
En az okunan yazılar
En çok puan alan yazılar
En az puan alan yazılar
Onaysız yazılar
Dost Siteler

 
Müslüman Çerkes
Waynakh
Ajans Kafkas
Beyaz Renkler
Kafkas Vakfı
Iğdır Çeçen-Kafkas
Alkavkaz
Çeçenya Net
Birleşik Kafkas Derneği 
 

 

 
  Abone Ol

 
Ziyaretçi Defteri
Oku Yaz
Site içi Arama
yazılar yorumlar
Son Eklenen Yorumlar
  moskofun elindeki ek
  ben münafıkmışım YAR
  ALLAHIN PLANLARININ
  ben DOKKO EMİRİN(ALL
  ÇOK HAVLAYAN KÖPEK S
  Leş, bize göre rezil
  Sukuti erkek değilsi
  Peygamber efendimizi
  SENDE/SENİN GİBİ MÜN
  ALLAH SENİN BELANIZI

mail listesi
isminiz :
e-mail :
 
e-mail :
şifreniz :
 

Kaynatılan Kafkasya Kanayan Yaralarımız   HABERLER bölümündeki diğer yazılar


bu yaziyi tavsiye et

Puan Ver

Rusya’nın Kafkasya genelinde, diğer halklar ve Çeçenistan üzerinde hiçbir vesayet - vekalet ve patronluk hakkı yoktur. Küfrün himmeti olmaz. Rus’un Kafkasya üzerinde tarih boyunca emperyalist zulmünden gayri imzası yoktur, tahakküm ve sömürüden gayri inşası yoktur.

Hiç uyumayan devler, uyur numaralarını bıraktılar. Sessiz kabulleri terk ettiler gerçek çehreleriyle yine sahne aldılar. İnsan topluluklarına olan saygısızlıklarıyla ne kadar öldürme iştahları varsa hepsini sahneye koydular. Egemenlik kavgalarına sadece Petrol – Enerji ve Stratejik değerlerini gerekçe göstererek adeta ilan ettiler. Bu kavgalarını daha önce elini-kolunu bağladıkları, sessizliğe büründürmeyi tarih boyunca başardıkları ve asla kendi haklarını aramanın hakkı dahi esirgenen Kafkasya’da, coğrafyanın gururlu insanları üzerinde yine kendi danslarını figürleriyle süslediler.

Siz kimsiniz demediler. Vatanınızda- evinizde dans edebilirmiyiz demediler. Alışagelen davetsiz misafir olarak bir kez daha geldiler. Önce insanlar ve sonra bütün bir değer ifade edebilecek her ne varsa yok ettiler, yaktılar-yıktılar. Asıl taraf olan Kafkasya insanını değersiz kılmış olarak, mahalle edasıyla birbirlerine tafralar yaptılar. Belki bu başlangıç devamını daha şiddetli hale getirmenin startı sayılabilir.

Ağustos ayı başından bu yana Kafkasya kaynatılıyor. Küresel efendilerin kendi aralarında bir mücadele bu kadar aleniyet kazanmış haliyle yaz sıcaklığını unutturan cinsten ateş yumağı gibi. Bu ateş kor olup Kafkasya’nın her kesimini çok yakından ilgilendiren – etkileyen biçimiyle ortalığı yakıp duruyor. Nedense bu ateş Moskova’dan yada Washington’dan uzak ve savunma yeteneği olmayan mazlumlar üzerinde, Kafkasya’da, Afganistan’da, Filistin’de, Irak’ta kendini gösteriyor. Anlaşılan odur ki bundan sonrada ateşin yakıcı özelliği devam edecek ve bize sunulan kader bu gibi görünüyor.

Çünkü küfrün ve küresellerin emelleri, talepleri, entrikaları, nahak zulümleri bitmeyecek ve emperyalist yapıları son bulmayacak. Bu bir gerçektir ve kendi realitesiyle ortadadır. Böyle gitmelimidir? Asla!

Olup bitenleri öncelikle iyi okuyabilmemiz gerekmektedir. Kendimize, tarihimize, geleceğimize önem veren bir bakışla insanca ve özgürce kendi vatanımızda yaşama hakkımızı birbirimizi de iyi anlayarak birlik, beraberlik şuuru içinde hiç kimseye peşkeş çekmeden pratize etme mecburiyetimiz olduğunu unutmayalım. Aksi halde içerisinde bulunduğumuz zaman diliminde yaşanan ve yaşanacaklar bizi ezmeye-yok etmeye matuf olacaktır. Lütfen biraz teyakkuz ve temkin.

Evet Çeçenistan’da 1991 yılında yakılan özgürlük meşalesini bütün Kafkasyalıların aynı ortak ruh halinde kavrayabilmeleri algılamaları gerekiyordu. Türlü saikler eşliğinde istenilen seviyede Kafkas insanlarının, vatanları adına Çeçenistan’da yükseltilen özgürlük haykırışına reaksiyonu gereken ölçülerde vermemeleri tabi ki Kafkasya’nın lehine olmamış ve bölgeyi insanları açısından da edilgen ve zayıf kılmıştır.

Geç kalınmış olsa bile bu zayıflığı ortadan kaldırmak için harekete geçilmelidir. Anavatan ve muhtelif diaspora Kafkas insanları tarih boyunca oluşan makus talihi yıkmalıdır. 1918-1921 yılları arasındaki Birleşik Kafkasya Federasyon Devleti deneyimi asla fantazi değildi. Başarılı bir teşebbüstü. Tıpkı günümüz zorluklarının belki daha fazlası varken özdenlerimiz eliyle başarılabilmiş medeniyetimizi, asaletimizi, Devlet olarak ortaya koyabilmiş ciddi bir hamleydi.

Yeniden yeni bir şevkle korkuyu Rusya Rusizmine has kılmadan kendi realite ve gücümüzün farkına vararak, vatanımızın değer ve kıymetini bilerek şuurlu, makul, onurluca bütünleyici, birleştirirci hareket gerekiyor. Ütopya ve hayal kovalamadan dünya realitesi, konjönktürel durum, bölgesel gelişmeler ve dengeler, uluslararası kamuoyunun duruşu, devletlerarası menfaat ilişkileri, diplomatik-siyasi ilişkiler v.s... Çok boyutluluğu ifade eden her türlü koşul ve fiili durumlar dikkate alınarak Kafkasyalılar Kafkasya’ya sahip çıkma idealini pratize edebilmelidirler.

Bütün bunları niçin yazıyoruz?

- Gürcistan’ın batıya dayanan tavrı ve kendini farklı göstermeye çalışmasının paralelliğinde şövenist ve acele eden, şımarık daha ötesi tarih, kültür, coğrafya birlikteliğini unuturcasına G.Osetya ve Abhazya’ya karşı oluşan acemi devlet uygulayıcılığı sorgulanmalıdır.

- Kendisi için haklı saydığı taleplerin benzerlerine de saygı göstermelidir.

- Zaten içeriden fiilen çıkmayan Rusya’nın orada yeniden sahne alacağını hesaba dahil etmeliydi. Bu güne kadarki hatalı uygulamalarını bundan sonra daha dikkatlice Kafkasya genel dengelerini de dikkate alarak düzeltmelidir.

- Gürcistan’a karşı bağımsızlığını ilan eden ABHAZYA’yı bir Kafkasyalı olarak sonuna kadar destekliyorum. Ancak Abhazya Gürcistan’dan kurtulmayı Rusya’ya ilhak olma düşüncesinde olduğu sürece bunun razı olunacak tarafı yoktur. Oysa alt yapısı oluşturulan Abhazlar’ı Rus Vatandaşı saymaya dönük “Rus Pasaportlu Toplum” vasfı Rusya’nın entrikalarının sonuç almaya dönük göstergelerindendir.

- Sadece Abhazlar değil aynı anda G. Osetya toplumu da “ Rus Pasaportlu Topluluk ” kılınmışken Rusya’nın Kafkasya’da iyilik meleği kesilme pozlarını çok iyi analiz edebilmeliyiz. Ruslar, eğer bu bağımsızlığı Osetler lehine düşünüyorsa ve gerçekten amacı da buysa Kuzey ve Güney Osetyaları birleştirerek tek bir devlet olarak bağımsızlığını kabul etmelidir.

- Pasaportlar veren Rus sevinecek, Rusya’dan pasaport alanlar sevinecek bu vesile Kafkasya’da Rus’un egemenliği bu şeytani yöntemle tekrar ve kalıcı olarak tesis edilecekse şu “bağımsızlık kavramını” yeniden yorumlamamız gerekecek demektir.

- Tarih boyunca elimizi, kolumuzu kendimizi kurtaramadığımız Rusya’ya Kafkasya’da kalıcı olması için davetçi olmamız gerekmediği ortadadır.

- Rusya da küresel aktör özelliğindedir. Nasıl acımasız olduğu bu son savaş vesilesiyle tekrar görülmüştür. Unutulmasın 18 yıldır Çeçenistan’ın her noktasının ve bütün insanlarının çok iyi bildiği Rusizm uygulamaları Gürcistan’da tekrar nasıl hortladıysa, kendi isteği dışında talep sahipleri de her an aynı akibetin kurbanı olabilirler.

- Rusya’nın ve batının bölge üzerindeki egemenlik – petrol - enerji kavgaları Kafkasya’yı savaş arenası haline döndürüyor. Buna coğrafyanın insanlarından itiraz gelmezse, kavgacılar için bir kayıp- zarar yoktur. O halde güçlü itiraz seslerini Kafkasyalılar çıkarmalıdır.

Her türlü senaryo – entrika - emperyal argümanlar eşliğinde yangın yerine döndürülen Kafkasya’nın sahipsiz olmaması adına yapılacak çok şeyler vardır. İnisiyatifi elinde tutan Rus - Batı bloklarının artık kartları açık oynayarak restleşmelerini görüyoruz. Ve hadiseler baş döndürücü bir hızla gelişiyor. Olay sadece Gürcistan’ın sınır bütünlüğü, Abhazya ve Osetya bağımsızlığı ya da sadece Kafkasya ile sınırlı kalmayacak gelişmeleri de tetikliyor.

Aleni bloklaşma, nükleer silahların kullanımı noktasına gelinme füze rampaları ve savunma kalkanlarının yakın coğrafyada risk faktörünü çok etkileyecek nitelikte olduğu gözüküyor.

Rus Parlamentosunda Abhazya ve Güney Osetya’nın Gürcistan’a bırakılmayacağına dönük karar girişimleri kendi hinterlandına verdiği önemle alakalıdır.

Bütün bunlardan sonra;

- 30 bin kişilik işgalci kızıl ordu gücü ile dört gün süren Gürcü – Rus savaşını izledik. Sonuçlarını gördük. Rusya’yı “Güçlü Devlet” pozlarına sokan gösteriyle Ruslar iyice havaya girdi. Oysa 284 bin kişilik kızıl ordusuyla 18 yıldır Ruslar Çeçenistan’da amaçlarına ulaşamadılar, bir sonuç alamadılar ve inşallah alamayacaklarda....

- Bağımsızlık talebi en doğal şekliyle bir irade beyanıdır ve tartışılmaz haktır. Ama bir yerden ayrılırken başka yere bağlanma hevesi varsa bunun bağımsızlıkla alakası yoktur. Olunacaksa halkın genel katılımına bağlı, iradeyi pazarlık konusu yapmayan Çeçen Bağımsızlık Hareketi iyi bir örnektir.

- Uluslar arası kabul gördüğü ifade edilen “Ülkelerin Sınır Bütünlüğüne Saygı” ilkesi Gürcistan örneğinde gördüğümüz gibi iflas etmiştir.
Bilinen bir şey varsa bu; Hadiseleri belirleyen güçtür ve güce dayalı uygulamalardır. Bu ilke herhangi bir ülke için geçerliyse ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERYA içinde geçerli olmalıdır.

18 yıldır verilen şanlı mücadelesi bir şekilde gündemden düşürülmeye çalışılan ÇEÇEN Bağımsızlık Savaşı son Gürcü – Rus savaşı vesilesiyle tekrar hatırlanmağa değer bulunmuştur. Son gelişmeler eşliğinde bütün bir Kafkaslar ve Çeçenistan daha hareketli olaylar yumağının içerisinde olacak gibi gözüküyor. Unutmayalım ki olaylar ve gelişmelerin merkezine oturtulan Kafkasya Türkiye için hayati derecede önemlidir.
- Türkiye’nin konu ve gelişmeler açısından girişimleri olmuş ve “Kafkasya istikrar ve işbirliği platformu” teklifini yapmıştır. Türkiye’yi çok yakından ilgilendiren yakın coğrafya Kafkasya için yapmak istediği bu girişim, Türkiye, Kafkasya ve Türkiye’de bulunan Kafkas diasporası insanları için de önemlidir. Destekliyoruz ve fiili tatbikata dönüşmesini arzu ediyoruz.

Son söz:
Rusya’nın Kafkasya genelinde, diğer halklar ve Çeçenistan üzerinde hiçbir vesayet - vekalet ve patronluk hakkı yoktur. Küfrün himmeti olmaz. Rus’un Kafkasya üzerinde tarih boyunca emperyalist zulmünden gayri imzası yoktur, tahakküm ve sömürüden gayri inşası yoktur.

İçerisinde bulunduğumuz Ramazan Ayının bütün bir İslam Dünyası, Çeçen Cihadı ve Kafkasya’nın kurtuluşu için vesile olmasını Cenab-ı Allah’tan niyaz ediyorum.

Özgürlüğü ve vatanı uğrunda her biri tek tek destanlar yazarak şehadete erişmiş, gazi olmuş, emek vermiş, evlat yetiştirmiş, her türlü meşakkate Rızay-ı Bari adına tahammül ederek sabretmiş, vazgeçmeden ve küfre aman vermeden, teslim olmadan, her türlü zorluğa rağmen insan üstü metanet ve imanla mücadelesini hala sürdüren bütün bir ÇEÇEN HALKI’nın ve Çeçen mücadelesine canı gönülden maddi ve manevi desteğini esirgemeyen tüm kardeşlerimizin 6 EYLÜL 1991 ‘de tam bağımsız devlet olarak ilan edilen, ÇEÇEN CUMHURİYETİ İÇKERYA DEVLETİ’nin bağımsızlık yıl dönümünü kutluyorum. Genç Çeçen Cumhuriyeti İçkeriya Rus’a rağmen hayatiyetini sürdürecek ve bunu sağlayacak yürekler Çeçenistan’da her daim olacaktır.

Ya Rab
Kafirlere fırsat verme!
Yaşanan bu savaşları Çeçenistan ve Kafkasya’nın bağımsızlığına vesile kıl.
Bizleri Sırat-ı müstakiminden ayırma. Amin!


ÇİC Fahri Konsolosu MEDET ÜNLÜ

Çeçen-Online©2008
Kaynak Göstermeden Kopya Yapılamaz.

eklenme tarihi :06.10.2008 15:36:54 - okunma :585 - yazar :hadimansur
Yorumlar :
bu yazıya yorum eklenmemiş...
Yorum Ekle
Adınız :
Mail adresiniz :
Yorumunuz :
Özel Kelime :
Özal Kelime Onayı :